Bu haftadan itibaren, payehaber.com kanalında zamanın ötesinden günümüze süzülen, satır aralarında ruhun ve sabrın izlerini taşıyan kadim bir yolculuğa çıkıyoruz birlikte. Dijital dünyanın hızla akıp gittiği, her şeyin tüketim nesnesi hâline geldiği şu çağda; durup nefes alacağımız, kamış kalemin kâğıda dokunurken çıkardığı o sessiz musikiyi dinleyeceğimiz bir durağımız olacak artık: Hüsnü Hat.
Çoğu zaman "güzel yazı sanatı" olarak tanımlansa da hat, zannettiğimizden çok daha fazlasıdır. O; mürekkebin is kokusundaki emek, aharlı kâğıdın pürüzsüz dokusundaki sabır, noktalar arasındaki milimetrik dengede saklı olan ilahi nispettir. Kalem tutan elin değil, o eli yönlendiren gönlün bir aynasıdır.
Peki, nedir hat sanatını asırlar boyunca diri tutan şey?
Sadece harflerin estetiği mi, yoksa o harflere üflenen ruh mu? Bir hattatın kamış kalemi yontarken gösterdiği özen, mürekkebi ezerken zikrettiği sabır ve bir istifi kurgularken gösterdiği mimari zekâ; bu sanatı sadece görsel bir şölen olmaktan çıkarıp bir yaşam biçimine dönüştürür.
Harflerin kıvrımlarında gezinirken aslında kendi iç dünyamızın geometrisini keşfederiz. Elif gibi dimdik ve yalın durmayı, Vav gibi mütevazı bir edeple bükülmeyi hat sanatının o kadim mirasından öğreniriz.
Bu köşede her hafta; kimi zaman is mürekkebinin tarih kokan yolculuğuna tanıklık edeceğiz, kimi zaman bir istifin içine gizlenmiş sırları çözeceğiz. Bazen klasik usullerle kâğıdın nasıl hazırlandığını konuşacağız, bazen de harflerin ardındaki o derin mana dünyasına kapı aralayacağız.
Sanatın; gözden başlayıp gönülde nihayet bulan o eşsiz dokunuşunu birlikte hissetmek dileğiyle...
Yolculuğumuz başlasın.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Narin Yücel
Aşkın ve Sabrın Kâğıttaki İzleri
Aşkın ve Sabrın Kâğıttaki İzleri
"Bismillah"
Merhaba sevgili sanatseverler,
Bu haftadan itibaren, payehaber.com kanalında zamanın ötesinden günümüze süzülen, satır aralarında ruhun ve sabrın izlerini taşıyan kadim bir yolculuğa çıkıyoruz birlikte. Dijital dünyanın hızla akıp gittiği, her şeyin tüketim nesnesi hâline geldiği şu çağda; durup nefes alacağımız, kamış kalemin kâğıda dokunurken çıkardığı o sessiz musikiyi dinleyeceğimiz bir durağımız olacak artık: Hüsnü Hat.
Çoğu zaman "güzel yazı sanatı" olarak tanımlansa da hat, zannettiğimizden çok daha fazlasıdır. O; mürekkebin is kokusundaki emek, aharlı kâğıdın pürüzsüz dokusundaki sabır, noktalar arasındaki milimetrik dengede saklı olan ilahi nispettir. Kalem tutan elin değil, o eli yönlendiren gönlün bir aynasıdır.
Peki, nedir hat sanatını asırlar boyunca diri tutan şey?
Sadece harflerin estetiği mi, yoksa o harflere üflenen ruh mu? Bir hattatın kamış kalemi yontarken gösterdiği özen, mürekkebi ezerken zikrettiği sabır ve bir istifi kurgularken gösterdiği mimari zekâ; bu sanatı sadece görsel bir şölen olmaktan çıkarıp bir yaşam biçimine dönüştürür.
Harflerin kıvrımlarında gezinirken aslında kendi iç dünyamızın geometrisini keşfederiz. Elif gibi dimdik ve yalın durmayı, Vav gibi mütevazı bir edeple bükülmeyi hat sanatının o kadim mirasından öğreniriz.
Bu köşede her hafta; kimi zaman is mürekkebinin tarih kokan yolculuğuna tanıklık edeceğiz, kimi zaman bir istifin içine gizlenmiş sırları çözeceğiz. Bazen klasik usullerle kâğıdın nasıl hazırlandığını konuşacağız, bazen de harflerin ardındaki o derin mana dünyasına kapı aralayacağız.
Sanatın; gözden başlayıp gönülde nihayet bulan o eşsiz dokunuşunu birlikte hissetmek dileğiyle...
Yolculuğumuz başlasın.